|
GİZLİ ŞEKER
PROF DR METİN ÖZATA
Açlık akn şekerinin 90-126 mg/dl rasında olmasına gizli şeker denir.
Reaktif hipoglisemi ve insülin direnci de gizli şeker sayılır. Gizli şekeri olan kişi şeker hastalığına adaydır. Dikkat etmez ise şeker hastası olur.
Prof Dr Metin Özata nın GI diyeti ve METABOLİZMA DİYETİ- insülin direnci diyeti kitaplarını okuyarak alınacak önlemleri öğreniniz.
Gizli şeker veya Pre-Diyabet Nedir?
Açlık kan şekeri 100 ile 126 mg/dl arasında olan
kişiler ile OGTT’de yani şeker yükleme testinde 2. saat kan şekeri 140
ile 199 mg/dl arasında olan kişilerde gizli şeker veya pre-diyabet
vardır. OGTT sırasında 2. saatten önceki (30, 60, ve 90. dakikalardaki)
kan şekerleri yüksek ise (200 mg/dl ve üzeri) yine gizli şeker var
demektir.
Gizli şeker veya tıp dilindeki adıyla ‘’glukoz tolerans bozukluğu’’
toplumda şeker hastalığının iki katı oranda yani %20-25 oranında
görülür. Bunun anlamı her 4 kişiden birisinde gizli şeker hastalığı
olduğu anlamına gelmektedir. Her yıl bu hastaların % 4-9’unda aşikar
şeker hastalığı gelişmektedir. Gizli şeker hastalığı olan hastaların
çoğunda açlık kan şekeri normal olabilir. Açlık kan şekeri bozuk veya
hafif yüksek olanların (bozulmuş açlık şekeri) çoğunda gizli şeker
olmayabilirse de bu durum şeker hastalığı için bir risk oluşturmaktadır.
Açlık kan şeker bozukluğu erkeklerde kadınlara göre 1.5-3 kat daha fazla
görülmektedir. 50-70 yaş arasında bozuk açlık kan şekeri olan kişi
sayısı artar ve daha önceki yaşlara göre 7-8 kat daha fazla görülür.
Açlık kan şekerinin bozuk olması yani yüksek olması pankreasdaki beta
hücrelerinin iyi çalışmadığının bir göstergesidir.
Gizli şeker yani glukoz tolerans bozukluğu ise kadınlarda daha fazla
görülmektedir ve genellikle insülin direnci olduğunu gösterir.
Gizli şeker hastalığı koroner kalp hastalığı yapabildiğinden dikkat
etmek gerekir. Gizli şekeri olan hastaların % 7.6’sında hafif derecede
retinopati yani göz hasarı vardır. Bu kişilerde tansiyon varsa göz
hasarı oranı artar. Yaşam tarzı değişikliği yapmak gerekir. Bunun anlamı
sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak, sigaranın kesilmesi ve kilo
verilmesidir. Bu sayede gizli şekeri olanların % 50’sinde şeker
hastalığı gelişmesi önlenebilir.
AÇLIK KAN ŞEKERİ 90 mg/dl ÜZERİ İSE GİZLİ ŞEKER
HASTALIĞI OLABİLİR
Daha önce yapılan araştırmalar ve kriterler ile açlık
kan şekeri 100 -126 mg/dl arası ise gizli şeker, 126 mg/dl ve üzeri ise
şeker hastalığı (diyabet) tanısı konmaktadır. Yaptığımız yeni
araştırmalar açlık kan şekeri 90 mg/dl ve üzerinde olan kişilerde de
gizli şeker hastalığının önemli bir oranda olduğunu gösterdi. Özellikle
kilosu olan, ailesinde şeker hastalığı olan kişilerde gizli şeker
hastalığı daha fazla saptandı.
Bu nedenle önerim açlık kan şekeri 90 mg/dl ve
üzerinde ise (90-126 mg/dl arası) OGTT denilen şeker yükleme testinin
yapılması ve şeker hastalığından korunmak için uygun beslenme ve yaşam
tarzı değişikliğine hemen geçilmesidir.
GİZLİ ŞEKER NEDİR?
Şeker hastalığı oluşmadan önceki safhaya gizli şeker
denir. Bu kişilerin bir kısmında sadece açlık kan şekeri yüksektir, bir
kısmında ise sadece tokluk kan şekeri yüksektir. Bir kısım hastada ise
reaktif hipoglisemi denen yemek yedikçe kan şekerinin düşmesi vardır. Bu
olayların temelinde insülin hormonunun iyi çalışmaması, pankreasdan
glukagon hormonun fazla salgılanması, ve Glukagon like peptide denen ve
bağırsaklardan salgılanan hormonların salınımındaki bozukluklar vardır.
Ayrıca genetik ve çevresel etkenler de rol alır. Neticede pankreas beta
hücreleri sayısı azalır ve şeker hastalığı ortaya çıkar.
Sadece açlık kan şekeri yüksekliği olanlarda genetik
faktörlerin yani ailede şeker hastalığı olmasının, sigara içmenin ve
erkek olmanın önemli rolü varken, sadece tokluk kan şekeri yüksekliği
ise hareketsiz kişilerde, sağlıksız beslenenlerde, ve boyu kısa
olanlarda daha fazla görülmektedir.
Ancak her iki durumda da insülin direnci, kilo,
ailede şeker olması önemlidir. Her iki durumda pre-diabet yani gizli
şeker durumudur. Bu durum kalp ve damar hastalıklarına neden olan ve
sinsi bir şekilde organlarımızda hasar yapan bir durumdur. Bu nedenle
şekerim sınırda diye aldırmazlık yapmayınız.
DİYABETİ ÖNLEMEK İÇİN NE YAPMALI
1. Sağlıklı beslenme: Glisemik indeks diyeti (Gİ
DİYETİ),
2. Egzersiz
3. Kilo kontrolu-zayıflama
4. Sigarayı kesmek
5. İlaç tedavisi ( Endokrin uzmanı verir)
DIYABETI ONLEMEK IÇİN GI DIYETİ YAPINIZ
Sağlıklı beslenme ve şeker hastalığından korunmak
için GI diyeti yapınız. Prof Dr Metin Özata nın hazırladığı GI diyeti
kitabını okuyarak bilgi sahibi olunuz.
Gİ Diyeti kimler için faydalıdır?
Kilolu ve obezlere,
Tip 1 Şeker hastalarına
Tip 2 Şeker hastalarına
Prediyabet-Gizli Şekeri olanlara
Gebelik Şekeri Olanlara ,
Reaktif hipogisemisi-Kan şekeri düşük olanlara
Trigliseridi yüksek olanlara,
Metabolik sendromu olanlara,
Polikistik over sendromu olanlara,
Yağlı karaciğeri olanlara,
Sağlıklı yaşam için herkese
Gözdeki makula dejenerasyonunu önlemek için
Kanser, kalp hastalığı ve felçten korunmak için
AÇLIĞA TAHAMMÜLSÜZLÜK VE KILO ALMA GİZLİ ŞEKER
BELİRTİSİ
Açlığa dayanamayan, sık açıkan, açlık atakları
yaşayan ve hızlı kilo alan ve bu kiloları veremeyen kişilerde gizli
şeker vardır. Bu olayların sorumlusu genetik olarak sizde bulunan
insülin hormon bozuklugudur. İnsülin hormonu yemek yedikçe hızlı
salgılanmakta ve kan şekerini normalden daha aşağı düşürerek açıkma ve
tatlı isteği yapmaktadır. Bu durum kan şekerinde düşme veya reaktif
hipoglisemi olarak da adlandırılır. Eğer sağlıklı beslenme denilen
glisemik indeks diyeti yapılmaz ise kilo alma devam eder ve sonunda
şeker hastası olursunuz. Bu durumdan kurtulmak ve teşhis için bir
Endokrin uzmanına başvurmak ve Prof Dr Metin Özata'nın GI diyeti
kitabını okumanız faydalı olur.
ACIKMA ATAKLARI VE INSULİN DİRENCİ
İnsülin hormonu fazlalığı ve iyi
çalışmaması yaşlanmayı artıran önemli bir nedendir. Özellkle şeker
hastalarında yaşlanmanın hızlandığı bilinmektedir. İnsülin yükseldiği
azaldıkça yağ kaybının arttığı, enerjinin arttığı, yaşlanmanın
yavaşladığı, kan basıncının azaldığı, kolesterolün düştüğü ve genel
sağlığın iyileştiği saptanmıştır. İnsülini azaltmak için uygun beslenme
(biz buna glisemik indeks diyeti diyoruz), egzersiz ve metformin gibi
ilaçlar kullanmak gerekir. İnsülin yüksekliği hipertansiyon, obezite,
kalp hastalığı, kanser ve metabolik sendrom denen hayatı kısaltıcı
hastalıklara neden olmaktadır.Yaşla birlikte kilo
artımının bir nedeni, kanda pankreas bezinden salgılanan insülin
hormonu ile böbreküstü bezinden salgılanan kortizol hormonunun
artmasıdır. Her iki hormon çeşitli mekanizmalarla yağ birikimi
artırmaktadır. Aslında bu hormonlar yağların parçalanmasını veya
erimesini engelleyerek yağ miktarının artmasına neden olurlar. [/font]
İnsülin hormonu, midenin altında bulunan pankreas
bezindeki beta hücrelerinden salgılanır. Pankreas bezinden insülin
salgılanması kan şekeri seviyesine göre ayarlanır. Kanda şeker artınca
ilk 1-2 dakika içinde pankreasdan insülin salgısı hızlı olur ve buna ‘’ilk
faz insülin salgısı’’ denir. Bu salgı 3-7 dakika sürer. Daha sonra
ikinci faz denen salgı oluşur ki, bu yavaş bir salgılanmadır ve
devamlıdır.
Vücudumuz kendisi için gerekli olan enerjiyi
yediğimiz gıdalardan elde eder. Yemek yedikten sonra gıdalar
bağırsaklarda parçalanır ve ufak şeker parçalarına dönüşür ve
bağırsaktan emilerek kan akımı yoluyla vücudumuza dağılır. Enerji
sağlanması için kan şekerinin, kas, karaciğer, yağ ve beyin gibi dokular
başta olmak üzere hepsine girmesi gerekir. Kandaki şekerin hücrelere
girmesi pankreas bezinden salgılanan insülin hormonu sayesinde olur. Bir
bakıma insülin enerjinin depolanmasını sağlayan bir hormondur. İnsülin
hormonu yoksa veya olduğu halde etki gösteremiyorsa şeker hücreye
giremediğinden kanda birikir ve şeker hastalığı ortaya çıkar. Kan
şekerinin ayarlanmasında insülin çok önemli olmasına rağmen diğer
hormonların (glukagon, adrenalin gibi) da kısmi etkileri vardır.
Obezite yani kilo almaya neden olan hormonlardan
birisi kanda insülin hormonunun yemek sonrası yüksek olmasıdır. Yüksek
glisemik indekse sahip yani kan şekerini hızlı yükselten
karbonhidratların devamlı fazla yenmesi kanda insülin hormonunun hep
yüksek olmasına, doygunluğun kısa süreli olmasına, acıkma ataklarına ve
kilo almaya neden olur. Kandaki aşırı insülin kilo almanızın en önemli
nedenidir. Bu nedenle kanda insülin düzeyini normal sınırlarda tutmak
kilo vermenizi sağlamaktadır.
Kanda yüksek olan insülin
önceleri kan şekerini hücrelere sokar, fakat daha sonra bu görevini
yapamaz hale gelir. İşte insülin hormonunun yeterince etkili olamamasına
İNSÜLİN DİRENCİ (Rezistansı) adı verilir. İnsülin direnci’ni
kan damarıyla hücre arasında bulunan bir duvar olarak düşünebilirsiniz.
Bu duvar (insülin direnci) kandaki glukozun kas ve yağ hücresine
girmesini önler. Duvar yükseldikçe (insülin direnci arttıkça)
kan şekerinin hücreye girmesi için daha fazla insülin salgılanması
gerekir. Pankreasdan salgılanan insülin hormonu salgısı, belirli
bir süre sonra pankreas bezinin çok çalışmaktan dolayı yorulması
nedeniyle azalır ve şeker hastalığı ortaya çıkar. Bu
süreçte önce reaktif hipoglisemi (acıkma atakları), gizli şeker ve
sonra aşikar şeker hastalığı ortaya çıkar.
İnsülin direncinin etkili olduğu
yerler kaslar ve karaciğerdir. Kandaki şeker kaslar ve karaciğer
tarafından çok miktarda alınır. Eğer direnç varsa yani insülin yeterince
etkili değilse yemek sonrası kanda artan şeker kas ve karaciğere
giremediği için kanda birikmeye başlar ve kan şekeri yükselir.
İnsülin hormonu yağ dokusundan
yağların çözülmesini engelleyen bir hormondur. İnsülin etkisi azalınca
yağ dokusundan yağlar çözülmeye başlar ve kanda yağ asitleri veya yağlar
artmaya başlar.
Karaciğerde oluşan şeker üretimi
sağlıklı kişilerde insülin hormonu tarafından baskılanır. Şeker
hastalarında ise insülin etkisi olmadığından karaciğerden de aşırı
miktarda şeker üretilir ve kan şekeri yükselir. Açlık kan şekeri 100
mg/dl ‘yi geçtiği andan itibaren karaciğerde şeker üretimi artmış
demektir.
İnsülin direnci kilolu kişilerde
daha fazladır ve o yüzden kilo arttıkça bu direnç artar ve şeker
hastalığı görülme olasılığı artar. Özellikle yağın karında iç organlar
etrafında birikmesi şeker hastalığı riskini iyice artırır.
Yağ dokusundan çözünen yağ
asitlerinin kanda çok artması hem insülinin çalışmasını bozar hem de bu
yağların depolanmaması gereken pankreas gibi dokularda depolanması da
şeker hastalığı gelişimine katkıda bulunur.
Yağ dokusundan salgılanan leptin,
adiponektin, TNF-alfa gibi hormonların fazla veya azlığı da şeker
hastalığı gelişimine katkıda bulunur.
Yüksek insülin düzeyleri sizde şu sıkıntılara ve
şikayetlere neden olur:
a)Sık acıkma ve şekerli gıdalar yemeye neden olur
b)Sabah yorgun kalkarsınız ve kendinizi gün boyu
yorgun hissedersiniz. Özellikle öğleden sonraları bitkin olursunuz.
c)Daha sabırsız ve öfkeli olursunuz
d)Enerjiniz azalır, halsiz, bitkin ve yürüyecek
haliniz kalmaz
e)Yemeklerden sonra uyku basar ve gün içinde
uyuklamalar olur
f)Konsantre olamazsınız, beyin faaliyetleriniz
zayıflar, sersemlemiş vaziyette gezersiniz.
g)Horlama ve uyku bozuklukları sıktır
İnsülin yüksekliğinin belenmeyle ilgili iki önemli
nedeni şunlardır:
1)Bir öğünde aşırı karbonhidrat yemek
2)Bir öğünde aşırı kalori almaktır.
Karbonhidratların fazla alınması insülin
salgılanmasını artırdığı gibi kalorinin fazla alınması da yağ oluşmasına
neden olacak şekilde insülin yüksekliği oluşturur.
ACIKMA VE HIPOGLISEMI
Hipoglisemi denilen acıkma atakları varsa halsiz
yorgun bitkin ve enerjiden yoksun olabilirmisiniz. Bu kilerde psikolojik
sıkıntılar depresyon ve panik atak sık görülür.
http://www.tiroit.org
http://www.tiroidx.com
http://www.guatrcenter.com
http://www.tiroidcenter.com
http://www.guatrx.com
http://www.guatrguatr.com
http://www.guatr.ws
http://www.guatr.cc
http://www.tiroid.cc
http://www.zayiflama.org
http://www.diyets.com
http://www.diyet0.com
http://www.diyetozata.com
http://www.dietgroup.org
http://www.diyetlife.com
http://www.zayiflamadr.com
http://www.diabetesit.com
http://www.diyabetonline.com
http://www.sekerhastaligidr.com
http://www.drdiyabet.com
http://www.diyetdr.com
http://www.endokrinoloji.org
http://www.zayiflama0.com
http://www.zayiflamacenter.com
http://www.endokrin.org
http://www.reaktifhipoglisemi.com
|